top of page

📍Kızılırmak Mah. 1450. Sokak No:13 Çukurambar/Ankara

Customer service ☎️ 0850 307 07 24

  • Whatsapp
  • Youtube
  • Instagram
kadın doğum ve jinekolog

KADIN DOĞUM

Gebelik

modern tıbbın hizmetine giren ultrason cihazları günümüzde gebelik izlemlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

4D Ultrason İle Gebelik İzlemleri

Teknolojideki Son Nokta

1970’li yılların başlarından itibaren modern tıbbın hizmetine giren ultrason cihazları günümüzde gebelik izlemlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

Ultrason cihazlarının çalışma prensibi, kulağın duyamayacağı yüksek frekanstaki (ultra-sound) ses dalgalarının üretilerek bir prob (transducer) yardımıyla dokuya yollanması ve daha sonrasında değişik yoğunluklardaki dokulardan yansıyan ses dalgalarının bir ekran (monitor) üzerinde görüntülenmesi esasına dayanmaktadır.

Özellikle bilgisayar teknolojileri ve endüstriyel alandaki gelişmeler ultrason cihazlarındaki görüntü kalitesini arttırmış, her geçen gün de arttırmaya devam ettirmektedir.

En son teknolojik ürün olan 4 boyutlu (4D) ultrasonlardaki görüntü kalitesi, standart 2 boyutlu (2D) ultrasonlardan çok daha iyi olup -adeta MR cihazındaki gibi- dokulardaki detaylar ayrıştırılabilmektedir.

Ultrason Türleri

2 Boyutlu Ultrason (2d Ultrasound)

En ve uzunluk boyutları olup derinlik boyutu olmayan, dokuların bir düzlem üzerinde görüntülenmesini sağlayan, muayenehanelerde en sıklıkla kullanılan standart (“geleneksel”) ultrasonlardır.

3 Boyutlu ultrason (3d Ultrasound)

Normalde standart ultrason cihazlarında yapılan 2 boyutlu (düzlemsel) bir tarama sonrasında, bir bölgenin derinlik boyutu da katılarak 3 boyutlu şekilde görüntülenmesine imkan tanıyan cihazlardır. Ancak 2 boyutlu görüntünün 3 boyutluya dönüşmesi biraz zaman alıcıdır (10-15 dakika gibi).

4 Boyutlu Ultrason (4d Ultrasound)

En, uzunluk ve derinlik boyutlarını içeren 3 boyutlu (uzaysal) görünümün eş zamanlı olarak (“real time özelliği”) bir monitorde görüntülenmesine olanak sağlayan en son teknolojik ürünlerdir.

Önceden üç boyutlu ultrason cihazlarıyla yapılan incelemeler ile anne rahmindeki bebeklerin hareketleri gecikmeli olarak görüntülenebilirken, 4 boyutlu ultrasonografi ile  bebeğin kaşlarını çatması, gülmesi, esnemesi,  parmak emmesi gibi hareketleri anlık ve hızlı bir şekilde izlenebilmektedir.

Normalde ultrason cihazı; “prob (tranducer, scanner)” adı verilen anneye temas eden uçtan yayılan yüksek frekanstaki ses dalgalarının değişik yoğunluklardaki dokulardan yansıyarak oluşan görüntünün bir ekran üzerine yansıtılması esası ile çalışır.

Geleneksel iki boyutlu ultrasonlarda yansımalar düz olarak gelirken, bu üç boyutlu ultrasonlarda belirli açılarla olmakta ve böylelikle dokular ayrıntılı bir şekilde görüntülenebilmektedir.

4. boyut ifadesi çekim sırasında, anne karnındaki bebeğin 3 boyutlu görüntülerinin fotoğraf kareleri gibi eş zamanlı görüntülenip kaydedilmesini ifade etmektedir.

Önceden kullanılan üç boyutlu ultrason cihazlarında görüntünün  incelemeden sonraki 10-15 dk içerisinde oluşması ve görüntünün tam olarak yaratılamaması bebeğin gelişimi hakkında yeterli bilgiye sahip olunmasının önünde bir engeldi. Bu sebepten dolayı doğumsal anomalilerin teşhisi daha geç konulmaktaydı.

Dört Boyutlu (4D) Ultrasonun Avantajlı Yönleri

4D Ultrason cihazları ile çok erken döneminde cinsiyet, yarık damak, yarık dudak, eksik parmak, beyin ve omurilikten kaynaklanan rahatsızlıkların erken tanısı konulabilmektedir.

Diğer taraftan geleneksel iki boyutlu ultrasonografide bebeğin el ve ayak parmaklarını tam anlamı ile değerlendirebilmek her zaman mümkün olmayabilir.

Ense kalınlığı ölçümüyle görülen “mongolizm” (Down sendromu) 4D ultrason sayesinde 3. ayda taranabilmektedir.

Bu nedenlerle dört boyutlu ultrasonlar geleneksel- standart 2d ultrasonlara göre tercih edilmektedir.

Yine, dört boyutlu ultrasonlar ile çiftlerin ayrı bir mutluluk ve farklı bir heyecanla bekledikleri ikiz, üçüz bebeklerin  gelişimi de daha net bir şekilde izlenebilmektedir.

4D ultrasonlar geleneksel iki boyutlu inceleme özelliğinin yanı sıra hem renkli doppler hem de 3. boyut özelliğini birlikte içermesi ile bebek heyecanına kapılan ailelere üçüncü aydan itibaren cinsiyeti öğrenme ve renkli fotoğraflarını alma fırsatı tanımaktadır.

Siyah beyaz ve 2 boyutlu ultrasona göre anne karnındaki bebeğin hem bir buçuk ay daha önce görüntülenmesine hem de net fotoğraf kalitesindeki renkli görüntüsünü elde etmeye olanak sağlayan 4 boyutlu (eş zamanlı) renkli ultrason, anne babaların hamileliğin 3. ayından itibaren bebeklerinin fotoğrafına kavuşmalarını sağlamaktadır.

Tüm bu özellikleri  ile 4 boyutlu ultrason ailelere  bebeklerinin sağlık durumundan sonra en fazla kime ve neye benzediğini merak ettikleri için çekimler sırasında eli, ayağı, burnu, yüzü gibi detayları yorumlama ve bebeği birilerine benzetmeye çalışma gibi hoş anlar yaşatmakta ve hamilelik sürecindeki heyecanın güzel anılara dönüşmesini sağlamaktadır.

Tüm bu özellikleri  ile 4 boyutlu ultrason aşağıda belirtilen konularda tanı ve teşhis konusunda önemli bir yere sahiptir:

  • Bebeğin cinsiyetinin daha erken dönemlerde (14. haftada) belirlenmesi (pozisyona da bağlıdır)

  • Bebeğin gelişimsel analizi

  • Çoğul gebeliklerin ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi

  • Rahmin yapısal problemlerinin teşhisi

  • Plasentada oluşabilecek anomalilerin saptanması

  • Anormal kanamaların sebeplerinin teşhis edilmesi

  • Ektoptik (dış) gebeliğin tanısı

  • Yumurtalık tümörleri, kistleri, polip ve miyomlarının teşhisi

  • Plasentanın yerleşiminin (lokalizasyonunun) belirlenmesi

4D Ultrasonların Klasik (Geleneksel) Ultrasonlara Göre Üstünlükleri

Rahim içindeki fetuste oluşabilecek anomalilerin daha erken ve daha doğu bir şekilde tanınmasında önemlidir. Bunlar arasında özellikle;

  • Spina Bifida (Omurgada oluşan açıklıklar) veya ensefalosel gibi (beynin kemik yapıdan dışarıya sarkması) gibi santral sinir sistemi ile ilgili problemlerin tespiti

  • Yarık damak ve yarık dudak anomalilerinin tespiti

  • Down sendromu gibi kromozomal anomalilerde bebeğin özellikle de yüzü olmak üzere fiziksel görünümünün izlenmesi

  • Bebeğin el ve ayakla ilgili anomalilerin daha net ve doğru şekilde teşhis edilebilmesi

  • Gastroşizis veya omfolosel gibi karın ön duvarında olan defektler sonrasında batın organlarının dışarıda olması anomalilerinin daha erken hamilelik haftalarında tespiti

  • Bebeğin cinsiyetinin daha erken bir hamilelik haftasında tespiti sayılabilir.

Doğumsal anomalilerde erken tanının konulması hamilelik süresinde oluşabilecek tehlikeleri azaltacak, aileleri doğum esnasında hoş olmayan sürprizlerden uzak tutacak ve doğum sonrası bebeğe gerekebilecek bir takım ameliyatlar için uygun koşulların önceden hazırlanmasını sağlayacaktır.

Diğer taraftan, anne karnındaki bebeğin hareketlerinin izlenmesi bebeğini ilk defa gören anne ve baba adayları için önemli bir psikolojik destek sağlar. Bu şekilde ebeveyn ve bebek arasında duygusal bir bağ kurulmuş olmaktadır.

Hamilelik psikolojik bir süreç olup anne adayın gebeliği süresince rahat ve mutlu olması hamileliğin de rahat bir şekilde geçmesine zemin hazırlayacaktır.

4D Ultrasonografi – Sıkça Sorulan Sorular

4D (4 dimensionel) ultrasonun klasik (geleneksel) ultrason muayenelerinden farkı nedir?
Yüksek rezolüsyon (görüntü kalitesi) ile dört boyutlu ultrasonda bebeğinizin tüm uzuvları ve hareketleri oldukça net ve hızlı bir şekilde izlenebilmektedir. Anne adayının bebeğini ultrason ekranında üç boyutlu bir şekilde izlemesi bebeği ile arasında duygusal yakınlaşmanın artmasına da neden olacaktır.

Ancak unutulmaması gereken bir nokta, gebelikte üç boyutlu taramalar yapılsa bile geleneksel iki boyutlu taramaların ihmal edilmemesinin gerekliliğidir.

Hiç bir zaman 4 boyutlu taramalar standart 2 boyutlu taramaların yerini tutmayacaktır.

Çünkü bebeğin iç organları ile ilgili taramalarda standart 2 boyutlu taramalar oldukça yeterli kalırken 3D/4D ultrason görüntülemeleri yetersiz kalmaktadır. (Bu yüzden biz kliniğimizde gebelerimize üç boyutlu görüntülemeler öncesinde standart ultrason taramalarını uygulamaktayız.)

Ancak yine unutulmamalıdır ki; dört boyutlu ultrasonların iki boyutlu ve transvajinal görüntü kaliteleri de standart iki boyutlu ultrasonlardan daha yüksektir.

Dört boyutlu ultrason ne zaman yapılır?
Normal gebelik izlemleri hamileliğin ilk haftalarından itibaren ultrasonlarla yapılabilmektedir. Ancak dört boyutlu görünüm 4. ayın bitmesinden itibaren anlamlı şekilde yapılabilmektedir.  Bu yüzden 16. haftadan itibaren 4D Ultrason için kliniğimizden randevu alabilirsiniz. Ultrasonda bebek görüntüleri için en iyi dönem ise 6.-7. gebelik aylarıdır.

4D Ultrason randevuma nasıl gelmeliyim?
Ultrason randevularınıza standart muayenelerinizden faklı olmaksızın aynı şekilde gelebilirsiniz. Aç veya tok, idrarınız varken veya yokken görüntü kalitesi değişmeyecektir.

4D Ultrason güvenli midir?
Evet, ultrason 1970’dan itibaren jinekologlar tarafından güvenle kullanılmaktadır. Şu ana kadar yapılmış çalışmalarda zararlı hiç bir etki saptanmamıştır.

Amerikan Tıpta Ultrason Enstitüsünde “American Institute of Ultrasound in Medicine (AIUM)” tanısal ultrason muayenelerinin doku üzerinde biyolojik etkilerin olmadığı konusunda fikrini beyan etmiştir.

Bu konuda neden hala kısıtlı sayıda merkez var?
Her yeni teknolojide olduğu gibi oldukça pahalı cihazlardır ve tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sadece belirli merkez ve kurumlarda bulunmaktadır.

Zaman içinde 40.000 ile 120.000 dolar arasında değişen fiyatlarının ucuzlaması ile daha çok merkez tarafından tercih edilmeleri kaçınılmaz görülmektedir.

4D Ultrason ile her zaman iyi görüntü almak mümkün mü?
Bazı durumlarda bebeğin duruş pozisyonuna ve amniyon suyunun azlığına bağlı olarak düzgün üç boyutlu görüntüler alınamayabilir. Özellikle incelemek istediğimiz kısmın önünde amniyon sıvısının yeterli düzeyde olması gerekir. Ama iyi olan taraf; dört boyutlu ultrasonlardaki iki boyutlu standart tarama görüntü kalitesinin de çok yüksek olduğudur.

Anne Kanından Fetal Hücre (DNA) Tespiti Nedir?

Genetik hastalıklarda prenatal (doğum öncesi) tanının başlıca amacı; yaşam boyunca ağır bedensel ve zihinsel özürlere neden olan ve tedavisi olanaksız kalıtsal hastalıkları ve malformasyonları, gebeliğin erken dönemlerinde tanımlamak ve ailenin vereceği karar doğrultusunda ve yasal süre içerisinde gebeliği sonlandırmaktır.

Son yıllarda prenatal genetik tanı çok ilerleme kaydetmiştir. 1950’lerde eldeki tek imkân genetik danışmanlıktı. 1968’de amniyosentez ile tanı koymak mümkün hale gelince bu alanda aniden büyük bir değişim oldu. 1982-1984 yılları arasında koryon villüs biyopsisi ile ilk trimesterde prenatal tanı imkânı ortaya çıktı ve ilerleyen zamanla bu yöntemin amniyosentez kadar güvenli olduğu anlaşıldı.

Bu yöntemler her ne kadar güvenli olsalar da, invaziv girişimler olmaları nedeniyle, gebelik için düşük de olsa bir risk ortaya çıkarmaktadırlar. Bu risklerden dolayı non-invaziv yöntemlere gereksinim duyulmuştur. Günümüzde hekimlerin kullanabileceği metotlar, şekilsel (morfolojik) değerlendirme için görüntüleme yöntemleri (ultrason) ve kromozomal anomali için anne kanının analizidir. Ancak bu non-invaziv yöntemler invaziv girişimler kadar kesin sonuç vermezler. Bu nedenle doğum öncesi genetik tanı için hem risk taşımayan, hem de kesinliği yüksek yeni bir yönteme gereksinim duyulmuştur.

Fetüse Ait Hücreler Anne Kanına Geçiyor

Araştırmalar sonucu fetüse ait hücrelerin anne kanına geçtiği ispatlanmıştır. Böylece anne kanından fetusa ait hücrelerin elde edilmesi ve bu hücrelerde genetik inceleme yapılarak tanı konulması gündeme gelmiştir. Fetüse ait hücreler anne kanında çok düşük miktarda yer alır. Bu sebeple fetüse ait hücrelerin zenginleştirilmesi ve tanı için yeterli sayıda hücre elde edilmesi gerekmektedir. Bu yöntem, henüz rutin tanı testi olarak kabul görmemektedir. Ancak ileri araştırmalar sonrası tanı ve tarama testi olarak kullanılmaya başlanacaktır.

Down Sendromu Tarama Testleri

Down sendromu (DS) tarama testlerinin geçmişi yaklaşık 25 yıl öncesine uzanmasına rağmen testlerin yaygınlaşması son 10-15 yıl içinde olmuştur. Zaman içinde değişen DS tarama testleri bir çok açıdan zor anlaşılan ve zor anlatılan testlerdir. Önerilen DS tarama testinin üzerinden çok zaman geçmeden daha iyi bir tarama yapabilmek için yeni bir test ortaya atılmakta ve hızlıca uygulamaya geçilmektedir.

Bugün gelinen noktada bir kısmı pratik olmadığı için kullanılamayan çok sayıda DS taraması testi vardır. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak bu testleri ülkemizde uygulamaktayız. Fakat bir çok nedenden dolayı DS tarama testlerinin uygulanmasında bir dağınıklık mevcuttur. Hastaya DS tarama testleri hakkında verilen bazı temel bilgilerin doğru olarak aktarılamadığı yada anlaşılmadığı sık karşılaşılan bir sorundur. Önemli sayıda gebe, tarama testlerinin uygulamasından yada yorumlanmasından kaynaklanan sorunlar nedeniyle faklı hekim yada kuruma başvurmakta ve çoğu kez yeni testler yaptırarak dolaşmaktadır. Bu durumun oluşturduğu gerginlik tüm gebelik boyunca sürmekte, aile doğru bilgiyi alsa bile rahatlayamamaktadır.

Tüm bu noktalar dikkate alınarak DS taraması hakkındaki güncel ve doğru bilgileri içeren bu metinde konunun daha kolay anlaşılması amaçlanmıştır. Faydalanacağınızı umar, size ve bebeğinize sağlıklı günler dilerim.

Neden Down Sendromu Taranması Önerilmektedir?

Normalde 23 çift olmak üzere 46 kromozom ve bunların üzerine yerleşmiş genlerin fonksiyonu ile belirlenen insan yaşamı ve biçimi, kromozom sayısında sapmalar olduğunda bozulmaktadır. Kromozomların fazlalığı yada azlığı üzerindeki genlerin çalışmasını değiştirmektedir. Bu durumda bireyde şekil bozukluğu, yapısal ve işlevsel bozukluklar olarak ortaya çıkmaktadır. Bozukluğun yaratacağı sorun ciddiyetine göre gebelik, düşük, ölü doğum veya hasta-özürlü bir bebeğin dünyaya gelmesi ile son bulabilir. Yaşamla bağdaşmayacak bir gebeliğin sonlandırılması, tedavi edilebilecek bir durum ise anne karnında veya doğumdan sonra tedavisinin planlanması, durum hakkında ailenin bilgilendirilmesi oldukça önemlidir. Tüm bunların başarılabilmesi için bebekte bir sorun olup olmadığının doğru ve erken tanısı gereklidir.

Kromozom anomalileri kromozomların sayılarında artış, azalma, yada biçimlerinde bozulma şeklinde olabilirler ve bebeğin normal gelişimini gebeliğin erken haftalarından itibaren etkileyebilir. Trizomi 21 yaşayan çocuklar içinde en sık karşılaşılan(800 canlı doğumda 1 DS bebek dünyaya gelir) kromozom bozukluğudur. 21. kromozomun bir tane fazla olması durumudur. Bu anormallik ilk tanımlayan doktorun adıyla Dowm sendromu veya yüz yapısındaki değişiklik den dolayı mongolizm olarak da anılmaktadır. Trizomi 21′in sık görülmesinin yanı sıra yine yaşayan çocuklar arasında zeka geriliğinin de önde gelen nedenidir. Bu olgularda zihinsel kusurla beraber hafif ve-veya ağır yapısal kusurlar (kalp,mide sorunları) da görülebilir.

Hastalığın zihinsel, bazen fiziksel ağır tablosu, tedavi edilememesi, kısa yaşam süresi, yaşayan olguların özel eğitim ve bakım gerektirmesi, tüm bunların aileye, topluma getirdiği maddi ve manevi zorluklar nedeniyle, özellikle gelişmiş ülkelerde DS taraması rutin uygulama hale getirilmiştir.

Antenatal (doğum öncesi) tarama programlarını uygulayan ülkelerde amaç DS fetusun erken tanısı, ailenin hastalık hakkında bilgilendirilmesi ve doğum öncesi dönemde gebeliğin sonlandırılmasıdır(düşük yaptırılması). Gebeliğin sonlandırılmasını istemeyen ailelerde doğum sonrası için destek, bakım planlaması yapılabilir. Gerçekte DS taraması gebeliğin sonlandırılmasını istemeyen çiftlere sonucu değiştirmeyeceği için önerilmemelidir.

Down Sendromu Taramasında Sonuçlar Nasıl Yorumlanır?

DS tarama testleri gebe bir kadının taşıdığı bebeğin DS olma olasılığı araştıran testlerdir ve sonuçları kesin testler değildir. DS’lu bir bebek doğurma riski yüksek gebeyi tespit ederek, invaziv tanı testlerinin (amniosentez, koryon villus biyopsisi, kordosentez, vs) önerilmesini sağlarlar.

Pratikte bu testlerin yanlış olarak tanı testi gibi kabul edildiği görülmektedir. Aile sonuçlarını normal yada anormal gibi algılamaktadır. Bu testlerin kesin bir sonuç vermediği akıldan çıkarılmamalıdır. Tarama testleri ile sadece risk belirlenir ve riskin yüksek(tarama pozitif) olduğu durumlarda tanı testleri olan invaziv işlemler önerilirken, riskin az olması durumunda rutin gebelik takibi önerilir. Riskin fazla çıkması fetusun DS olduğu anlamına gelmediği gibi riskin az olması da fetusun normal olduğu anlamına gelmez.

Test sonucu riski yüksek çıkan gebenin kesin tanı için önerilen invaziv girişimi kabul etmeme ve aksine riski az çıkan gebenin kesin tanı istiyorsa invaziv girişimi isteme hakkı vardır.

Gebelik Takibi

Gebelik yaklaşık 280 gün (40 hafta) süren kadın hayatındaki önemli dönemlerden biridir. Gebeliğin saptanmasından itibaren sizin ve bebeğinizin düzenli aralıklarla yapılacak olan sağlık kontrolleri, gebelikte karşılaşabileceğiniz sorunların erken dönemde tanınmasına, ciddi sonuçlar gelişmeden önlenmesine veya tedavi edilmesine olanak sağlayacaktır. Hem annenin hem de bebeğin bu dönemi sağlıklı olarak geçirebilmeleri için hekim gözetiminde kalarak, anne ve bebekle ilgili yapılacak muayene, sonografi ve bazı tanısal testlerden geçmeleri gereklidir.

Ülkeler arası bazı farklılıklar olmakla birlikte, gebelik takip yöntemleri standart hale gelmiştir.Ülkemizde tüm dünyada kabul gören standart tarama ve tanı yöntemleri başarı ile uygulanmaktadır.Yinede gebelik takibi gebenin durumuna göre hekim tarafından değiştirebileceği ve standart önerilerin dışında bir izlemin de yapılabileceği bilinmelidir. Hangi haftalarda kontrol edileceği, hangi testlerin gerekli olduğu ve önerildiği, ne tür ilaçlar kullanılacağı, hangi durumlarda kontrol gününü beklemeden bir sağlık kuruluşunun aranılması gerektiğinin bilgisi izleyen hekim tarafından belirlenmekle birlikte buradaki bilgiler size standart bir gebelik izleminde gebeliğiniz boyunca yapılacak muayenelerin zamanlarını ve şekillerini hatırlatacaktır.

Gebelik İlk Başvuru

Öykü alınması; ilk başvuru anında kişisel bilgileriniz (yaş, adres ve telefon numarası, medeni hali, akraba evliliği/derecesi, eğitim düzeyi, ekonomik kaynakları, sosyal güvencesi vs), tıbbi öykünüz, hastalıklar, ameliyatlar (kronik sistemik hastalıklar, şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, böbrek hastalığı, epilepsi, tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar, kullandığınız ilaçlar vs), obstetrik öyküde varsa önceki gebeliklerin öyküsü (gebelik sayısı, düşükler, canlı doğumlar, doğum haftaları şekilleri, gebelik ve doğum sırasındaki komplikasyonlar, kanama, preeklampsi, eklampsi, gestasyonel diyabet, tromboz, emboli, zor doğum eylemi, üçüncü derece perine yırtıkları ve masif kanama, plasentanın elle çıkarılması vs ) alınır.

Mevcut gebelik öykünüz alınır. İlk öğrenilecek nokta son adet tarihidir (SAT), gebeliğin haftasını ve tahmini doğum zamanlaması için oldukça önemlidir. Son adetin ilk günü bilindiğinde, tahmini doğum tarihi Nagele kanununa göre hesaplanır. Bu kanunda tahmini doğum tarihi = SAT -3 ay + 7 gün şeklinde belirlenir. Adetleri düzenli olmayan hastalarda, gebelik haftası SAT ile uyumlu olmayabilir. Bu durumda ilk gebelik testi tarihi, gebelikten ilk şüphelendiği tarih, fetus hareketlerinin ilk hissedildiği tarih gibi noktalar esas alınabilir. Fakat SAT doğru bilinmiyorsa en iyi yol ultrason ile gebelik haftasının belirlenmesidir.
Yine mevcut gebelik öyküsünde gebelik yakınmaları (Bulantı kusma, sık idrara çıkma, kabızlık, mide yanması, bacaklarda kramplar, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik vb…), alışkanlıkların sorgulanması (sigara, alkol, madde bağımlılığı),kullandığınız ilaçlar gözden geçirilecektir.

Gebelik Muayene

Öykü alınması tamamlandıktan sonra ilk muayenede boyunuz ve kilosunu, kan basıncını ölçülür. Genel fizik değerlendirmenin arkasından, gebelik haftası tespit edilir. Bu ultrason yada vajinal muayene ile yapılabilir. Vajinal muayene sırasında son yıl içerisinde servikal smear alınmışsa servikal smear alınabilir ve vajinal- servikal enfeksiyon varlığında dotorunuz gerekli görürse test için örnekler alabilir ve tedavi planlayabilir. Fetus ultrason ile değerlendirildiğinde kalp atımları bu sırada (6 hafta ve üzerinde ise) görülecektir. USG ile değerlendirme yapılmadığında fetusun kalp atımları dinlenir. Karın üzerinden fetal steteskop (16-20.hafta) veya Doppler ile 10-12. haftalardan itibaren kalp atımları duyulabilir.

Fizik muayene ve öyküden sonra risk değerlendirmesi yapılır ve muayene ve öyküsünde ciddi bir sorunu bulunmayan gebeler düşük risk grubunda kabul edilir. Bu riskli gebelerin daha deneyimli sağlık personeli ve daha kapsamlı sağlık merkezlerinde, sık olarak izlenmesi gerekebilir. O yüzden ilk değerlendirme hastaya sağlıklı bilgi vermek açısından risk değerlendirilmesi oldukça önemlidir.

Risk değerlendirilmesinde öyküden ve fizik muayeneden elde edilen bilgiler kullanılır. Obstetrik öyküde ölü doğum veya yeni doğan kaybı, tekrarlayan düşükler, erken doğum, anomalili bebek doğumu, 2500gr dan küçük yada 4500g dan büyük doğum öyküsü, yüksek tansiyon veya pre-eklampsi/eklampsi nedeniyle hastaneye yatış, geçirilmiş operasyonlar(miyomektomi, septum ameliyatı, kone biyopsi, klasik CS, servikal serklaj) bulunması, genel tıbbi öyküsünde, şeker hastası, böbrek, kalp hastası, tiroid problemleri, talasemi taşıyıcılığı, sigara, alkol veya diğer madde bağımlılığı, gibi nedenler, mevcut gebelik öyküsünde ve değerlendirmesinde, çoğul gebelik, genç (18 yaşından küçük) ve ileri anne yaşı (35 yaş ve üstü), kan uyuşmazlığı, vajinal kanama, pelvik kitle, diastolik kan basıncının 90 mmHg üstünde olması gibi durumlarda gebeliğiniz riskli gebelik grubunda değerlendirilir.

Yine gebeye ilk başvurduğu anda bazı laboratuvar tetkikleri istenir. İstenen bu tetkikler gebenin öyküsüne ve muayene bulguların göre değişebilir. Ama her gebeye mutlaka yapılması gereken testler arasında tam idrar ve idrar kültürü, kan sayımı veya Hb-Hct ölçümü, kan grubu tayini, açlık kan şekeri, kan gurubu, hepatit antijeni ve antikoru (daha önce hepatit aşısı yaptırmadıysanız) testidir. Son bir yıl içinde rahim ağzı kanserini taramak için smear testi yaptırmadıysanız, smear testiniz de bu muayene sırasında yapılacaktır. Doktorunuz gerekli görürse, vaginal muayene esnasında sizden vaginal enfeksiyon araştırması için test isteyebilir. Sizin kan gurubunuz Rh(-), eşinizin kan gurubu Rh (+) ise kan uyuşmazlığınız var demek değildir; sadece kan uyuşmazlığına aday olduğunuzu gösterir. Kan uyuşmazlığı yerleşip yerleşmediğini belirlemek için İndirekt Coombs adı verilen testi yaptırmalısınız.

Serolojik Testler: HBsAg anne adayının hepatit (sarılık) geçirip geçirmediğini saptamak için yapılan testtir. Eğer anne adayında HBsAg (+) ise, doğum sırasında bebeğe geçme riskini önlemek için doğumdan hemen sonra bebeğe hiperimmünglobulin ve aşı yapılmalı, aşı doğumdan sonraki 2 ve 6. aylarda tekrarlanmalıdır. Halen Sağlık Bakanlığı’nın önerisi ile tüm yeni doğanlara aşı yapılmaktadır. HBsAg (-) olan gebelere, hastalığa karşı koruyucu olarak hepatit B aşısı yaptırmaları önerilir.

Rubella (Kızamıkçık): Gebenin kızamıkçık geçirip geçirmediğini saptamak amacı ile Rb IgG bakılabilir. Eğer geçirmemiş yani Rb IgG(-) ise gebeliği boyunca dikkatli olması gerekmektedir. En doğru olan gebelik öncesi Rb IgG bakılması ve (-) ise anne adayına aşı yapılmasıdır.

Takiplerde sonografik inceleme yapılması, anne kan basıncı ve vücut ağırlığı ölçümleri ile belirli dönemlerde anne ve bebek iyilik halini ortaya koymak için yapılan laboratuvar testleri hastaya önerilir. Gebeliğin başında rahim ağzından hücresel örnek alınması (servikal sitolojik tetkik) uygun laboratuvar koşulları varlığında önerilmelidir. Bebekte kromozomal anomali var olup olmadığını anlamak için bebekte sonografik ölçüm (NT ölçümü) ve anne adayından kan testleri yapılması uygun ultrasonografi ve laboratuvar koşulları varlığında önerilir.

İleri Düzey Ultrasonografik Tetkikler

Anomali Taramasına Yönelik Detaylı Ultrasonografi

  • 11-14 hafta detaylı ultrasonografI

  • 18-22 haftada detaylı ultrasonografi

  • Genetik sonogram

  • Maternal ve Fetal Doppler ölçümler

  • Fetal Ekokardiografi

Detaylı (ikinci ya da üçüncü düzey) Obstetrik Ultrasonografi

Fetusun yüksek çözünülürlüklü ultrasonografi cihazları ile fetal-tıp alanında çalışan ve fetal ultrasonografi konusunda eğitim, deneyimi olan uzmanlar (perinatolog), tarafından yapılan detaylı fetal incelemedir.

Genellikle fetusla ilgili hastalık riskinin varlığı durumunda uygulanmakla birlikte, fetal sorunların önemli bir kısmının düşük risk grubunda görülüyor olması nedeniyle son yıllarda rutin bir inceleme olarak önerilir hale gelmiştir. Riski yüksek olmayan gebelerde, tercihen 18-23. haftalar arasında bir kez fetal inceleme önerilmektedir.

Detaylı ultrasonografi incelemesinin uygulandığı riskli durumlar asağıda belirtilmiştir.

  1. Anomalili bebek öyküsü, annede, babada, bazen ailede anomali varlığı

  2. Gebelik sırasında yapılan ultrason incelemesinde şüpheli bir durum varlığı

  3. Down sendromu tarama testlerinde risk ortaya çıkması( ikili, üçlü, dörtlü testte yüksek risk) durumunda bebekte kromozom anomalisi riskinin değerlendirilmesi için yardımcı yöntem olarak

  4. İleri anne yaşı

  5. Anne serumunda AFP yüksekliği

  6. Bebekte gelisme geriliği, bebeğin suyunun azlığı ya da fazlalığı

  7. Gebelikte ilaç, alkol, kokain v.b. kullanımı, röntgen uygulanması

  8. Gebelikte bebeğe zarar verebilecek bir enfeksiyon(sitomegalovirus.toksoplazmozis vb) durumunda fetusun detaylı incelenmesi gerekir.

  9. Annede şeker hastalığı ve bebeği etkileyecek benzeri dahili hastalıkların varlığı

  10. Annenin ve ailenin bebek hakkında detaylı bilgi edinme isteği v.b.

Yöntemin amacı bebeğe ait fiziksel kusurlar, organ anomalileri ve kromozom anomalilerine ait bulguların incelenmesidir.Organ anomalileri majör(önemli hayatı tehdit eden veya tedavi gerektiren) ve minör(hayatı tehdit etmeyen) diye değerlendirilir. Majör olanlar sağlık problemi yaratırlarken, minörler tek baslarına genellikle sorun yaratmazlar. Minör anomalilerin canlı doğan bebeklerdeki sıklığı %15 iken, majör anomalileri sıklığı %2-3 civarındadır. Detaylı ultrason incelemesinin ana hedefi majör anomalilerin doğum öncesi dönemde tanılarının koyulmasıdır. Önemli anomaliler 15. haftadan 40. haftaya kadar ilerleyen gebelik haftalarında tanı alabilir. Anomali tanısını 23. haftadan sonra koymak özellikle bebekle iliğili terminasyon kararı verilebilecek durumlarda geç bir hafta olacağından incelemenin olabildiğince bu haftadan önce yapılması önerilmektedir. Tercih edilen hafta 18-23 arasıdır ve bu haftalarda majör anomalilerin %60-75 kadarının doğum öncesi tanısı koyulabilmektedir. Bazı anomalilerin tanısının ancak ileri gebelik haftalarında koyulabileceği, bazılarının ise gebelik süresince görülmesinin mümkün olmadığı bilinmelidir. Konunun anlaşılabilmesi açısından çok çeşitli olabilen anomalilerden bir bölümünün 18-23. hafta detaylı ultrason incelemesi ile görülebilirlik oranları asağıda listelenmistir.

  • Anensefali (baş-beyin anomalisi) %100

  • Spina bifida (bel kemiğinde açıklık) %95

  • Hidrosefali (bas içinde su toplanması) %75

  • Holoprosensefali, hidranensefali(baş-beyin anomalisi) %100

  • Lissensefali %0

  • Mikrosefali %50 (baş-beyin anomalisi,küçük gelişim)

  • Yarık dudak %90

  • Yarık damak %30-40

  • Diyafragma fıtığı %70

  • Yemek borusu tıkanıklığı <%50

  • Kalp anomalileri %75

  • Karın duvarı defektleri %95-100

  • Böbrek, idrar yolu anomalileri %50-75

  • İskelet sistemi anomalileri %75-100

Fetusada yapısal anomalilerin dışında görülebilecek diğer önemli kusurlar ise kromozom kusurlarıdır.Özellikle 35 yas üstü gebeliklerde sayısal ve yapısal kromozom kusurlarının görülme sıklığı artar. En sık rastlanan örneği ise 21. kromozomun 3 tane olmasıyla ortaya çıkan Down sendromu (mongol bebek) tir. Detaylı ultrason hiçbir kromozom hastalığında kesin tanı yöntemi değildir, ancak bu hastalıklara ait ultrason bulgularının varlığı ya da yokluğu kromozom hastalığı riskini arttırıp, azaltabilmektedir. Bu amaçla yapılan detaylı ultrason incelemesinin bir diğer adı “genetik ultrason” olup, gebeliğin 15-23. haftaları arasında uygulanmaktadır. Bu inceleme ile Down sendromlu fetusların %60-65 inde, trizomi 13 ve 18 olan bebeklerin %80 inde ilgili ultrason bulguları saptanabilmektedir.

Tek gen hastalıkları adı verilen bir diğer grup hastalık ise sadece bu hastalık için özel riski olan ailelerde amnion sıvısından ya da plasentadan alınan örnekteki (koryon villus biyopsisi) bebeğe ait hücrelerde yapılacak moleküler tanı yöntemleri ile aranabilmektedir. Bu güne kadar genetik geçisli onbinin üzerinde hastalık tanımlanmıs olmasına karsın, bunlardan bir kısmına doğum öncesi tanı koyulabilmektedir. Nadir durumlar dışında ultrason incelemesi bu hastalıklarda tanı yöntemi değildir.

Detaylı ultrason incelemesi sırasında uterus duvarına ait sorunlar, fetus sayısı, fetusun canlılığı, amnion sıvısı miktarı da değerlendirilir. Fetusa ait ölçümler alınır ve gelisimi değerlendirilir. Gerekli ise Doppler analizleri yapılarak bebeğin kan akımları hakkında bilgi toplanabilir. Gereken vakalarda rahim ağzı uzunluğu ölçülebilir.

Detaylı ultrasonografinin bebeğin sağlıklı olduğunu garanti etmediğini, bebeği iyilestirmeye yönelik bir katkısının olmayacağını,sadece tanı için kullanılacağını akılda tutulmalıdır.. Bebekte anormal bir durum saptanması durumunda ise bu durumun gereği olarak; sadece izlem, bebeğin tedavisi, gebeliğin sonlandırılması gibi alternatiflerin sunulabilmesi mümkün olacaktır.

Ultrasongrafik Muayeneler

  • 1-Fetal sağlığın kontrolune yönelik detaylı ultrasonografi

  • 11-14 hafta detaylı ultrasonografi

  • 18-22 haftada detaylı ultrasonografi

  • 28-32 hafta geç detaylı ultrasonografi

  • B- Genetik sonogram (Down Sendromu ve diğer kromozomal risklerin belirlenmesine yönelik)

  • C- Maternal ve Fetal Doppler ölçümleri

  • D-Fetal Ekokardiografi

Gebelikte Yapılan Kromozom Tarama Testleri

Kromozom Taraması Nedir? Niçin Taranır?

  • İkili test(11-14 hf kombine test)

  • Üçlü test

  • Dörtlü test

  • Fetal DNA testi

2li,3lü,4lü Tarama Ve Cell Free Dna

Down sendromu orta ya da ağır tıbbi ve öğrenme güçlüğü ile seyreden, doğuştan olan ve yaşam boyu devam eden, tedavisi olmayan bir durumdur. Bu bireylerde genetik yapıyı belirleyen kromozom adlı yapılarda fazlalık vardır. Bu nedenle bu bireyler kalp, sindirim sistemi ve diğer organlarda da bozukluklar ile doğabilirler ve farklı dış görünüşe sahiptirler.

Her  700 bebekten 1 tanesi down sendromudur ve bir kadın herhangi bir yaşta böyle bir bebeğe sahip olabilir. Buna karşın risk, yaşla birlikte ya da ailede böyle bir birey öyküsü varsa artmaktadır.

Down sendromu tanısı gebelikte yapılan bir takım testlerle olası ya da kesin şekilde konulabilir. Bunlardan olası sonuç verenler tarama testi, kesin tanı koyduranlar ise tanısal testlerdir. Anne yaşından bağımsız olarak tüm anne adaylarına 20 hafta öncesinde tarama testleri önerilmektedir. Tarama testinde yüksek riske sahip olan, önceki gebeliğinde down sendromu ya da başka kromozomal  bozukluk olan, mevcut gebelikte ultrasonda bebekte yapısal bozukluklar görülen, bebeği hakkında kesin bilgi sahibi olmak isteyen ve kendinde ya da eşinde bilinen kromozom bozukluğu olan annelere tanısal test önerilir.

Tarama testleri kan tetkiki, ultrason tetkiki ya da hem kan hem ultrason tetkikleri ile yapılabilir. 11 – 14 hafta arasında bebeğin ense kalınlığı ölçümü ve annenin hormon değerleriyle çalışılan 2li tarama,  15- 20 hafta arasında bebeğin ultrason ölçümü ve annenin hormon değerleriyle çalışılan 3lü ve 4lü taramalar mevcuttur.  2li, 3lü, 4lü taramaya ek olarak anneden alınan kanda bebeğin hücrelerinin çalışılması ile yapılan cell-free dna taraması da mevcuttur. Bu tetkikleri yaptırmak annenin düşük yapma riskini arttırmaz. Eğer tarama testlerinde down sendromu için yüksek olasılık belirten bir sonuç gelmişse anneye tanısal test önerilir.

Tanısal testler, bebeğin eşinden (plasenta) küçük bir parça alınmasıyla yapılan koryon villus örneklemesi (cvs) ya da bebeğin suyundan bir miktar alınmasıyla yapılan amniyosentez işlemidir.  Cvs işlemi genellikle 11-14 hafta arasında yapılırken amniyosentez 15-20 haftalar arasında yapılır. Bu tetkikler sonucunda düşük ihtimalinde bir miktar artış olmakla beraber yeterli düzeyde hücre elde edildiyse kesin tanı konulur.

Anne bebeğin down sendromu sahibi olma olasılığını bilmek istiyorsa tarama testi, bu durum hakkında kesin bilgi sahibi olmak istiyorsa tanısal test yaptırmalıdır. Eğer anne için bu testlerin sonucu gebelik seyrinde birşey değiştirmeyecekse anne testleri yaptırmayabilir.

Gebelikte Yapılan Testler

  • Gebelik öncesi veya ilk başvuruda yapılacak testler

  • Enfeksiyon taranması

  • Kromozom tarama testleri

  • Nöral tüp defekleri taraması (AFP)

  • Detaylı ulrtasonografik muayeneler

  • Gebelik şekeri taraması

Özellikli Fetal Girişimler

Amnioinfüzyon (Amnion Sıvısı Eklemek)

Bebek anne karnında amnion sıvısı denen bir sıvı içinde hayatını devam ettirir.Cesitli nedenlerle bu sıvı azaldığı zaman dışardan bu sıvıya amnion sıvısı eklemek işlemine amnioinfüzyon denir. Bu sıvı ekleme işi usg eşliğinde karından veya yoldan yoldan ince bir iğne eşliğinde olur.

Ne Zaman Uygulanır?

  • 1.Erken haftalarda bebegin suyunda ciddi azalma saptanması halinde

  • 2.Sıvı ekleyerek usg yapımını kolaylaştırmak ve olası anomalileri saptamak için

  • 3.Mekonyum aspirasyonunu önlemek için

  • 4.Fetal zarların ve sıvının enfeksiyonu (korioamniyonit)halinde gerekirse amtibiyotik drenajı amaçlı

Amnioredüksiyon

Amnion sıvısının normalden cok fazla olması durumunda anneyi ve bebeği olası komplikasyonlardan korumak amacıyla düzenli aralıklarla 500-1000 cc sıvı çekilmesi işlemidir.

Riskleri:

  • Zarların erken yırtılması

  • Zarların ve amnion sıvısının enfeksiyonu

  • Plesantanın erken ayrılması

  • Membranları ayrılması

Fetal Kan Transfüzyonu

Anne karnındaki bebekte kan elemanları ile ilgili saptanırsa tedavi ancak anne karnındayken kan verilmesi ile mümkün olur.Kan grubu uyuşmazlığında etkilenmiş bebeklerde bazı enfeksiyonlarda ve trombosit düşüklüğü durumlarında bebeğe göbek kordonundan kan verilir.

Fetal Doku Biopsileri

Fetal cilt biopsisi: Konjenital büllöz ve keratotik hastalıkların tanısında faydalıdır.Usg eşliğinde 16-18 nolu iğne içinden 20 nolu biopsi forsepsi ilerletilir.Kafa derisinden veya kalça ve sırt cildinden cok sayıda küçük biopsiler alınır.Biopsi alınan yerler cok cabuk iyileşir.

Fetal karaciğer biopsisi: Bazı kalıtsal olan metabolizma hastalıkları tanı için karaciğer biopsisine ihtiyaç duyar.Usg eşliğinde biopsi iğnesi ile ciltten girilir ve fetal abdomenin sag tarafından karaciğere ulaşılıp örnekleme yapılır.

Fetal kas biopsisi:En sık kas hastalığı Duchenne tipi muskuler distrofidir.Dystrofin geninde bir bozukluk vardır.Bir biopsi tabancası yardımıyla usg eşliğinde fetal kalça ve uyluk bölgesinden biopsi alınır.Riskleri arasında fetal kanama,sinir hasarı ve gebelik kaybı vardır.

Multifetal Gebelik Redüksiyonu Nedir?(Çoğul Gebeliklerde Fetus Sayısının Azaltılması)

Multifetal gebelik redüksiyonu çoğul gebelikleri anne karnında indirgeme işlemidir.Amaç bebek anne karnındaki bebek sayısını azaltarak kalan bebeklerin yaşam şansını artırmaktır.İşlem öncesi tüm bebekler dikkatli bir usg incelemesinden geçirilerek en sağlam olanlar belirlenir.Genellikle 11-14.haftalar arasında yapılır.Transservikal(rahim ağzından),vajinal ve abdominal yoldan işlem gerçekleştirilir.Genelde abdominal yol tercih edilir.Anne karnından usg eşliğinde ince bir iğne ile girilir ve fetusun kalbine ulaşılır ve potasyum enjekte edilir.İşleme bağlı gebelik kaybı riski %5 tir.Bunun dışında enfeksiyon,vajinal kanama gibi durumlarda gözlenebilir.

Fetosit

Çoğul gebeliklerde anomalili fetusun kalbinin durdurulmasıdır..Bir fetusta anomali saptandığında çoğul gebeliği yönetmek zordur.Diğer bebekler de etkilenebilir.Saglam bebeklerin yaşayabilme şansını artırıp cogul gebeliklere baglı oluşabilecek komplikasyonları anne ve bebek acısından en aza indirmek en büyük hedeftir.Yaşamla bagdaşmayacak bir anomali saptandıgında yada ciddi sakatlık verecek anomali durumlarında aileye gebelik sonlandırılması önerilerek saglıklı nesillerin devamı amaclanmaktadır.Bu amacla uygulanan teknikler arasında fetal kalbi ponksiyon ile kansız bırakmak,kalbe kalsiyumglukonat vermek,potasyum klorür enjekte etmek ,fetoskopi eşliğinde göbek kordonundan hava embolizasyonu yapmak sayılabilir.Ancak en kabul göreni intrakardiyak potasyum enjeksiyonudur.

Gebelik Öncesi

Detaylı Ultrason

Gebelik öncesi değerlendirme ve gebelik planlaması süreci hem anne adayının konforlu ve sağlıklı bir gebelik süreci geçirmesinde hem de bebeğin sağlığı üzerinde oldukça önemlidir. Gebelik sürecinin sorunsuz bir şekilde yaşanmasında kadın sağlığının mutlaka ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Son yıllarda planlı gebelik oranının yükselmesi ve gebelik önce dönemde beden ve ruh olarak anne olmaya hazırlanılması; sağlıklı bir doğum açısından büyük önem kazanmıştır.

Gebelik planlayan anne adayının öncelikli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşmesi önerilmektedir. Üreme sağlığı açısından değerlendirilmesi, tanı konulmamış kronik hastalıklarının tespit edilmesi ve bu doğrultuda önlemler alınması faydalı olmaktadır. Özellikle hipertansiyon, tiroid fonksiyon bozukluğu, diyabet gibi hastalıklar gebelik dönemini olumsuz etkilemektedir.

Gebelik Öncesi Değerlendirme

Anne adayı gebelik öncesinde ayrıntılı bir muayene süreci yaşamaktadır. Söz konusu muayene sürecinde;

Genel Sağlık Kontrolü

  • Boy – kilo değerlendirilmesi

  • Kronik hastalıkların değerlendirilmesi

  • Tansiyon

  • Açlık – tokluk kan şekeri düzeyleri

  • Tiroid fonksiyon testleri

  • Karaciğer ve böbrek muayenesi

Üreme Sistemi Kontrolü

  • Transvaginal ultrasonografi yardımı ile rahim ve yumurtalıkların değerlendirilmesi

  • Rahim ağzı smear testi

  • Enfeksiyon varlığının değerlendirilmesi

Yukarıdaki değerlendirmelerin yanı sıra anne adayının sağlık öyküsünün değerlendirilmesi, aile hikayesinin araştırılması, önceki gebelik süreçlerinin değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Metabolik hastalıkların varlığında öncelikle söz konusu hastalıkların kontrol altına alınması, enfeksiyona bağlı bir durum yaşanıyorsa nitelikli tedavi ile bu problem de giderilmelidir.

Gebelik öncesi dönemde beslenme planı oluşturulmalı, sigara ve alkol tüketiliyor ise en kısa zamanda bu alışkanlıklardan vazgeçilmelidir. Bu süreçte folik asit kullanılmaya başlanmalı ve stresten uzak bir yaşam tarzının benimsenmesi de gerekmektedir.

bottom of page